Uncategorized

Sevgiliyle kütüphanede tanışmak

Sağ olsun. Daha sonra birçok çocuk kitabı yazarına ve dergi editörüne mailler attım ve sosyal medyadan ulaştım.

Kütüphane Haftası

Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesine davet ettiğim her yazar davetime icabet etti. Hamdolsun, herkesten çok olumlu yanıtlar aldım. Çünkü niyette sadece çocuklar vardı. Burada gönüllü Masal Saati yapan Seher Kandemir hanımefendiyle kütüphane etkinliğimiz oldu. Yeni yeni fikirler oluştu ve hayata geçmeye başladı. Amerikaya yaşayan bir arkadaşımız yaşadığı Eyalette bir kütüphanede,Ramazan Ayı müslümanlara saygıdan dolayı Çocuk Kütüphanesinde Kütüphane görevlilerinin İslamı anlatan çocuk  kitaplarını  ön raflara koyduklarını söyledi. Bu hem çok güzel bir davranış hem de kendi ülkem adına içlendiğim bir durumdu.

Neden bizim Çocuk Kütüphanesinde böyle bir bölüm oluşmasın ki deyip, kolları sıvadık. On gün kadar kısa sürede sosyal medya aracılığıyla bir çok yayınevinde ulaştık ve kitaplarımız raflarda yerini aldı. Artık bizim de Ramazan Kitaplığı Köşesimiz oluşmuştu. Kitaplık oluşmuştu ve geriye sadece gönüllülerimizle iftar yapmak kalmıştı. Kırk beş gönüllü katılımıyla belki de Dünyada ilk Masallı Kütüphane İftarını gerçekleştirdik. Kütüphane gönüllüleri durmak bilmeden kütüphaneler için çalışmaya devam ediyorlar. Yazın masal saati olmayan kütüphanelerde gönüllülerimiz Türkçe- İngilizce Masal Saati yapmaya başladılar.

Kütüphane kamusal haklarımız ve kamusal alanlarımızın farkına varmalıyız. Çocuklarımız kütüphaneyle yedi yaşında tanışmamalı. Yetişkinlerin beş adet hakkı vardı. Oturduğumuz eyalette kitap ödünç alınma ücretsizdi, hâlâ da ücretsizdir. Başka eyaletlerde ücrete tabi tutuluyor. Bazen sadece daha önce ödünç aldığımız kitapları geri vermek, bazan da acele acele yeni kitap seçmek için gelirdik. Ben kütüphaneye iyice alıştıktan sonra ise, annem alış verişlerini yaparken beni kütüphaneye bırakır, işini bitirdikten sonra yine oradan alırdı.

Öykümüzde Nesneler, Karakterler, Mekanlar ve Daha Fazlası

Haftada en az bir günümü böylece orada geçirirdim. Bir çocuğun bir kitaba ya da bu bölüme herhangi bir şekilde ziyan verdiğine hiç tanıklık etmedim.


  • Kütüphane sakinleri ve ilişki ihtimalleri;
  • çomü tanışma partisi.
  • Önerilen Videolar;
  • bir adamla.

Baktığım kitaplarda ara sıra çizgiler veya boyalama izleri bulunmuşsa da, hiç bir kitap ciddi bir şekilde zedelenmemişti. Kütüphane evimizden çok uzak olduğundan, yalnız gelebilmem için daha iki, üç yıl geçmesi gerekti. Sonra bisikletime binip, 30 dakikalık yolu hiçe sayıp büyük bir heves ve heyecan içinde daha da sık gelmeye başladım. Kendi üye kartım vardı, kitaplarımı seçtikten sonra gururla çıkarıp kendi adıma yeni kitapları ödünç alıyordum.

Artık çocuk bölümündeki kitapları iyice ezberleyince kütüphanenin diğer bölümlerine de merak salmaya başladım.

Torosların kütüphanecisi

Daha ilk başlarda annemin yukarılarda kitap seçtiğini fırsat bilip, çekine çekine bir iki kere yukarıya giden merdiveni tırmanıp yanına koşmuştum. Ne oldu sıkıldın mı, sorusuna cevap veremeyip, sadece bakmak istiyordum. Aynı bina içinde olan çocuk bölümünün de açıkça görüş alanı içinde olan bu bilinmeyen dünyalara yavaş yavaş alışmak istiyordum.

Ancak annem yokken sonraki yıllarda ara sıra yukarıki dünyalara süzülüp, oradaki kitaplara bakmaya başladım. Ama o yaşta bana hitap eden kitap yoktu. Çocuk zihnimle öğrenmek, araştırmak istediğim herşeyi, romanlar dahil, çocuk bölümünde buluyordum, bir sevgili yurduna döner gibi hep oraya dönerdim.

SORULARINIZI CEVAPLIYORUM!

Liseye başladıktan belki üç yıl sonra yaşlarında ancak çocuk bölümünü aniden yavan bulup, yukarıki bölümleri kendime yakıştırmaya başladım. Artık sadece herhangi bir kitap almak için değil, daha önce düşünerek seçtiğim iki üç kitabın yanı sıra, bir de orada gözüme çarpan bir iki kitabı ödünç alıyordum. Derdim, okul öğretimini takviye eden kitapları bulmak değildi pek — bir yanda okulda elimize verilen kitaplar iyi ve o zamanki düşünceme göre kâfi idi, diğer yanda okulun ders konularına yoğun bir destek oluşturan güzel bir kitaplığı da vardı.

Ancak başka ülke, başka kültür ve tarihlerine yönelik ilgim o dönemden kaynaklanmalı; hatırladığım kadarıyla özellikle yabancı kültürleri ve eski tarihini anlatan kitapları seçiyordum. Bir de romanları. Okulda, ebeveynimden, radyodan, sonraları da gazete ve dergilerden duyduğum, okuduğum bir yazar ismini hemen merak ederdim; mutlaka bir an önce kütüphaneye gidip kitaplarını bulmam gerekiyordu. Bazılarını anlayıp bazılarını ise anlamadan neler okudum o yıllarda Çok önemli bir başka şeyi -kanımca bir eksikliği- de belirtmeden edemem: okuldan -ne ilkokuldan ne de liseden- halk kütüphanesinden yararlanmamız teşvik edilmedi.

Oysa ki öğretmenlerimin bazılarına kütüphanede rast gelirdim! Ancak lisenin son sınıflarında, ben artık 17 yaşlarındaydım, okul dışındaki kütüphaneler derse dahil edildi: Tarih dersinde Nazi dönemini okuyorduk. Sınıf halinde değil, küçük çalışma gruplarına ayrılmış halde dönem ile ilgili öğretmen tarafından önerilen bir ağırlık noktası üzerine yoğunlaşacaktık. Grup çalışmasına başlamadan önce, öğretmen hepimizle beraber olası yöntemleri değerlendirdi. Aralarında kütüphanede yapılacak olan kaynak araştırması da vardı.

Sınıfımızdan üçte ikisinin hiç bir zaman kütüphaneye gitmediğini öğrenince çok şaşırdım.

Sevgiliyle İzlenecek Filmler – Sevgiliye İzlenebilecek En Güzel 20 Film

Bir iki kişi hariç, hiç kimse sürekli, düzenli bir şekilde, bir ihtiyacı karşılamak gibi kütüphaneye gitmiyordu! Genç öğretmenimiz de şaşırmış olacak ki öngörülmediği halde hepimizle kütüphaneye kadar gitti. Benim katıldığım çalışma grubu ise, ilçemize bağlı olan, Nazi döneminde bir toplama kampı bulunan küçük bir kasabanın o zamanki tutumunu inceleyecekti. Böylece ilk defa büyük, son derece profesyonel çalışan bir kütüphaneyle tanışma fırsatı elde ettim.


  • Bunlar da İlginizi Çekebilir;
  • En İyi Erkek Görüşleri;
  • Torosların kütüphanecisi.
  • KAZDAĞLARI ETEKLERİNDE BİR KÜTÜPHANE.

Biraz da yabancı olduğumuz bu büyük yerden ürktük galiba. Fakat önemli olan, büyük kütüphaneler dünyasına ilk adım atılmış olmasıydı. Sonra Hamburg Merkez Kütüphanesi -önce sıkışık, eski binasında, sonra şu an da bulunduğu geniş, modern yeni binasında- tercihim oldu, orada geçirdiğim saatler, oradan ödünç aldığım kitaplar, dergiler dönem dönem adeta yaşamsal bir önem taşıyordu benim için.

Ancak halk kütüphanesi olan Merkez Kütüphanesi, gözdem olma niteliğini hiç bir zaman yitirmedi. Hatta üniversite derslerim için hazırladığım bazı tebliğler, tezler büyük bir ölçüde buradaki kaynaklara dayanmakta. Herkesin serbestçe gidip gelmesi, herkesin rahatça istediği kitabı kendi eliyle raftan alabilmesi, istediği kadar inceleyip okuyabilmesini sağlayan huzurlu ortam beni her zaman çekti, çekiyor.


  • Hiç kütüphanede tanışıp sevgili olan var mı?;
  • ruyada erkek arkadasin ailesiyle tanismak.
  • Kutuphanede tanismak – National Talky League.
  • Account Options;
  • bekar erkekler için diyet.

Yabancı kültür merkezlerinin kütüphaneleri, bu okumayı ve kitap sevgisini teşvik eden atmosferi bir dereceye kadar sağlayabilir nitelikte. Fakat Türk kütüphaneleri beni büyük bir düş kırıklığına uğrattı. İtiraf edeyim, oraya gönlünce ayağımı atmam. Bir de kitap ödünç almam mümkün olmadığından dolayı, zaten bunların araştırmacı olmayan bir okuyucu için ne anlama geldiklerini tam kestiremedim.